NOSTALJİ ŞARKILAR NOSTALJİ OYUNLAR
03 04 2013
03 04 2013

Doğal Afetler ve Korunma Yolları

Doğal Afetler, Doğal Afetlerden Korunma Yolları ve Doğal Afet Resimleri

DOĞAL AFETLER VE KORUNMA YOLLARI

 

1.Deprem

Dünyanın yer kabuğunda doğal etkenler sonucunda başlayan, ani ve kısa süreli olarak görülen sarsıntılara deprem denir. Deprem saniyelerle ölçülen bir olaydır. Yer kabuğun kırıldığı çizgiye fay hattı denilmektedir.

Fay hatları, sürekli olarak kırılmaya ve dolayısı ile deprem meydana gelmesine müsaittir. Depremin en şiddetli olarak duyulduğu yere deprem merkezi, sarsıntının etkili olduğu yerlere deprem alanı denir. Ayrıca ana depremi takip eden küçük depreme de artçı şok denir. Deprem, insanın hareketsiz kabul ettiği ve güvenle ayağını bastığı toprağın da oynayacağını ve üzerinde bulunan tüm yapılarında hasar görüp, can kaybına uğrayacak şekilde yıkılabileceklerini gösteren bir doğa olayıdır.

 

Depreme Karşı Alınması Gereken Önlemler

 Depreme engel olamayız. Ancak depremin zararlarını en aza indirmek için gerekli önlemler mutlaka alınmalıdır.

 Öncelikle yerleşim bölgeleri titizlikle belirlenmelidir. İmar planında konuta ayrılmış yerler dışındaki yerlerev ev ve bina yapılmamalıdır.

 Büyük binalar betonarme, sağlam yapılmalıdır.

 Binaların yapımında depreme dayanıklı kaliteli malzeme kullanılmalıdır.

 Mevcut binaların dayanıklılıklığı arttırmalıdır.

 Yapılar yapım sırasında denetlenmeli ve kaçak yapılaşmaya izin verilmemelidir.

 Evler tek veya iki katlı olmalıdır.

 Evlerde banyo ve mutfaktaki dolapların kapaklarına sürgü takılmalı, odalardaki dolap, raf, vb. duvara monte edilip sabitlenmelidir.

 Ağır çerçevesi olan tablo ve aynalar yataklardan, sandalyelerden ve koltuklardan uzak bir yere asılmalı ve duvara yerleştirilmelidir.

 Yataklar cam kenarından, asılı eşya ve cisimlerden uzaklaştırılmalıdır.

 Kalorifer radyatörü, kombi, avize gibi araçların duvar bağlantıları sağlamlaştırılmalıdır.

 Evde yangın söndürme aleti bulundurulmalı, nasıl kullanılacağı öğrenilmelidir.

 Acil durum çantası hazırlanmalıdır. Çantada nüfus cüzdanı, nakit para, kredi kartı, düdük, telsiz, cep telefonu, telefon defteri, itfaiye, ambulans, polis telefon numaraları, el feneri, ışıldak, portatif radyo, yedek pil, ilk yardım malzemesi, ilaç, adres defteri, jeton, plastik bardak, tabak, su, kuru gıda, konserve, konserve açacağı, mevsimine uygun kıyafet, diş fırçası, macun, sabun, havlu v.b. eşyalar bulunmalıdır.

 Evde/işyerinde/okulda yaşam üçgeni alanı oluşturulmalıdır.

 Ulusal/Uluslararası kurtarma ve deprem ekipleri ile sürekli bilgi alışverişinde bulunulmalı, bu ekiplerle birlikte geniş kapsamlı deprem tatbikatları yapılmalıdır.

 Deprem sonrasında aile bireyleri için toplanma noktası/alanı belirlenmelidir.

 Sigorta sistemine dahil olunmalıdır.

 

2.Sel ve Su Baskınları

Yerleşim yerlerini su basmasıyla oluşan doğal afete sel veya su baskını denir. Sel suları hızla akar ve önüne gelen her şeyi sürükler, can ve mal kaybına sebep olur. Büyük çoğunluğu insan hataları sonucunda ortaya çıkmaktadır. Halen büyük hasara neden olan felaketler içerisinde depremden sonra ikinci sırada gelmekte ve toplam ölümlerin % 30'u sel ve su baskınlarından oluşmaktadır.

Selin en sık rastlanan sebebi kuvvetli ve uzun süreli yağıştır. Seller kar erimesi sonucu oluşan kuvvetli akışlar veya drenaj kanallarının tıkanması sonucunda da meydana gelebilir. Çok nadir olarak da barajların çökmesi ve taşmasından kaynaklanan sellere rastlanılmaktadır.

Sel ve Su Baskınlarına Karşı Alınması Gereken Önlemler

 Sel baskınları ve taşkınlardan korunmak için her şeyden önce, doğal bitki örtüsünün, özellikle de ormanların  korunması gerekir. Çünkü ağaçlar, yağmurun hızını keser ve yağmur sularının toprağa sızmasını sağlar. Böylece sular toprağın yüzünde birikmez ve sel oluşumuna yol açmaz. Ayrıca ağaç, gövdeleri, suyun yamaçtan aşağıya hızla akmasını önler

Suyun hızını kesmek için yamaçların teraslandırılması, akarsu yataklarına setler yapılması ve göletler oluşturulması sel baskınlarının yol açacağı zararları büyük ölçüde azaltır.

 Yerleşim yerleri sel bölgelerinin dışına çıkartılmalıdır.

 Akarsu yatakları temizlenmeli ve genişletilmelidir

 Akarsular barajlarla ve bentlerle kontrol altına alınmalıdır.

3.Tsunami

Tsunami Japonca'da liman dalgası anlamına gelen tsunami sözcüğünden gelmektedir. Okyanus yada denizlerin tabanında oluşan deprem, volkan patlaması ve bunlara bağlı taban çökmesi, zemin kaymaları gibi tektonik olaylar sonucu denize geçen enerji nedeniyle oluşan uzun periyotlu deniz dalgasını temsil eder. Derin denizde varlığı hissedilmezken, sığ sulara geldiğinde dik yamaçlı kıyılarda yada V tipi daralan körfez ve koylarda bazen 30 metreye kadar tırmanarak çok şiddetli akıntılar yaratabilen bu dalga, önüne çıkan herşeyi yıkmakta, sel ve su baskınları ile doğal afet haline gelmektedir.

 

Tsunamiye Karşı Karşı Alınması Gereken Önlemler

 Deniz kıyısında yerleşim yeri seçerken; tsunami riskini de diğer doğal afetler (deprem, sel, tayfun vb.) gibi değerlendirmek alınabilecek ilk önlemdir.

 

4.Toprak Kayması (Heyelan)

Toprak kayması, toprak örtüsünün bulunduğu yerden koparak bir yamaç boyunca kayması ve aşağıda bir yerde birikmesidir. Toprak kaymasına heyelan da denir. Heyelan, ülkemizde sıkça rastlanan bir afettir. Yağmur ve kar suları, yamaçları kaplayan toprağın içine sızar. Suyu geçirmeyen bir tabakaya rastlayınca burada birikir. Biriken sular, üstteki toprak tabakasının altında kaygan bir zemin oluşturarak heyelan oluşumuna neden olur. Suyu içine almış, şişmiş ve ağırlığı artmış olanı toprak tabakası belli bir noktadan sonra yavaş yavaş yada hızla kaymaya başlar. Kayan kitle bazen bir çamur biçiminde, bazen de büyük bir toprak kütlesi halinde yamaç aşağı akar. Bazen depremler de heyelana neden olabilmektedir. Heyelan sonucu tarla, bağ, bahçe gibi tarım alanları kum, çakıl, taş vb. ile kaplanır. Heyelanlar can kaybına yol açtığı gibi tarım alanları ve binaların zarar görmesine de neden olur. Bazen de kara ve demir yolları ile köprü ve tünellere zarar verir, ulaşım sistemlerini bozar.

Ülkemizde Heyelanların en sık görüldüğü yer, Doğu Karadeniz bölümüdür. çünkü burada yamaçlar daha dik, yağış miktarı daha fazladır. Ayrıca ülkemizde heyelan olaylarının en çok görüldüğü dönem, yağış dönemi olan ilkbahardır. İllere göre dağılıma bakıldığında da Trabzon, Kastamonu ve Zonguldak heyelandan en fazla zarar gören iller arasında yer almaktadır.

1958-2000 dönemi içinde 4 bin 150 yerleşim, heyelan afetinden etkilenmiştir. Bu heyelanlar sonucunda 197 kişi yaşamını yitirmiş, 63 bin konut güvenli alanlara taşınmıştır.

 

Toprak Kaymasına Karşı Alınması Gereken Önlemler

 Dik ve çıplak yerler bitki örtüsü ile kaplanmalıdır.

 Yolların heyelan bölgelerinden uzağa yapılmasına çalışılmalıdır.

 Dik yerlerin etek kısımları fazla kazılıp oyulmamalıdır.Gerekirse destek duvarı yapılmalıdır.

 Akar su yatakları dayanıklı duvarla kontrol altına alınmalıdır.

 Yol yapımında yarmalar fazla dik ve derin açılmamalıdır.

 Yerleşme yerleri toprak kayma alanlarının dışına çıkarılmamalıdır.

 

 

5.Erozyon

Toprağın üst tabaksının su veya rüzgarın etkisiyle aşınıp sürüklenmesine erozyon denir. Erozyon bir başka şekli ile rüzgar süpürmesidir. Koruyucu örtüden yoksun toprağın, su ve rüzgar etkisi ile aşınıp taşınması temelinde  bitki örtüsünün özellikle de orman ve meralara karşı olumsuz ve duyarsız davranışlar yatmaktadır.

Türkiye'de her yıl toprak erozyonu ile kaybedilen toprak miktarının 1,1 ile 1,4 milyar ton arasında olduğunu tahmin edilmektedir.

 

Erozyona Karşı Alınması Gereken Önlemler

 Tahrip olan ağaç ve bitki örtüsünün en az iki misli olacak şekilde yenilemelidir.

 Orman yangınlarına karşı hassas ve tedbirli olunmalıdır.

 Akarsu kenarlarında,dik yamaçlarda ve eğimli yüzeylerde, kök yapısı sağlam, ortama uyum sağlayabilecek ağaçlandırma, setlendirme çalışmaları yapılmalıdır.

 Doğal park alanlarını çoğaltılmalıdır.

 

6.Çığ

Kışın dağdan kayarak aşağıya doğru hareket eden, ilerledikçe kütlesi ve gücü artan kar kaymasına çığ denir. Çığ esnasında aşağıya doğru hızla hareket eden kar kütlesi, yolu üzerindeki her şeyi ezer veya sürükleyip götürür.

Kar yağışının fazla olduğu yerlerdeki dağ yamaçlarında kalın bir kar tabakası oluşur. Bu tabaka, yer çekiminin etkisiyle aşağılara düşmeye hazır durumdadır. Bu düşmeyi kolaylaştıran ve hızlandıran çeşitli etmenler vardır.Kar tabakasının üzerine yağan yağmur, eriyen kar sularıyla birlikte kar tabakasının altına sızar. Gece sıcaklığın düşmesi sonucu alttaki bu su donarak bir buz tabakası oluşturur. Bu buz tabakası da üzerindeki karın yer değiştirmesini sağlayan kaygan bir zemin demektir. Bu nedenle ilkbahar yağışları ile birlikte çığ olayları artar. Havanın ısınması da çığ olaylarına yol açar. Hava sıcaklığının artması ile birlikte karların bir kısmı eriyerek sulu kar özelliği kazanır. Sulu kar ise yamaçlar boyunca kolayca kayar ve çığ olayına yol açar. Yamaçların çıplak olması ve yamaç eğiminin fazla olması çığ oluşumunu hızlandırır.

Depremler, şiddetli rüzgarlar, gök gürlemesi ve top atışı gibi olayların yarattığı titreşimler de çığ düşmesine yol açar.

Çığ, ülkemizde özellikle doğu ve güneydoğu bölgelerinde dağlık kesimlerde kış ve ilkbahar mevsimlerinde karşılaştığımız büyük can ve mal kaybına neden olan bir doğal afettir. Bu çığ olayları, can kaybı açısından deprem felaketinden sonra ikinci derecede önem arz eden doğal afet durumundadır

 

Çığ Afetine Karşı Alınması Gereken Önlemler

 Eğimin çok bulunduğu yerler yeterince ağaçlandırılmalıdır.

Çığ olma olasılığı kuvvetli olan yerlerde perdeleme yapılmalıdır.

 Kış sporları çığ alanlarından uzak yerlerde yapılmalıdır

 Çığ bölgelerinden geçerken gürültü çıkarılmamalıdır.

 Kara ve demir yolu ulaşımı çığ alanlarının uzağında yapılmalıdır.

 Yerleşim yerleri çığ alanından uzaklara konmalıdır

 

 

7.Yangınlar

Sayısız sebeplerden ve hemen hemen her ortamda meydana gelmekte olup en sık rastlanan felaketlerden birisidir. Halen Yangınların doğal nedenlerden oluşma oranı % 0.9 oranındadır.Geri kalan oranın tamamı insanların ihmal ve tedbirsizliklerinden meydana gelmektedir.

 

Yangınlara Karşı Alınması Gereken Önlemler

 Ormanlık ve sık bitki örtüsü olan alanlarda, sigara içilmemeli,ateş yakılmamalı,camdan mamul veya parlak yüzeyli herhangi bir madde veya metali bu alanlara atılmamalı, yanıcı veya çabuk tutuşabilen kimyasal maddeleri ve ambalajları bırakılmamalıdır.

 İşyerlerinde ve konutlarda, yangın tesisat ve alarm sistemi (duman veya ısı dedektörü ile siren sistemi) yaptırılmalı, yeterli sayıda yangın söndürme cihazı bulundurulmalı, yüksek katlı binalarda yangın merdiveni ve acil çıkış kapıları yapılmalıdır.

 Çocukların erişebileceği yerlerde çakmak, kibrit gibi yanıcı ve yakıcı şeyler bulundurulmamalıdır.Çocukların bu tür malzeme ile oynamasna müsaade edilmemelidir.

 Ekilen tarla ve arazilerde hasattan sonra kalan sap ve kökleri (anız) yakılmamalıdır.

 

8.Yanardağ Patlamaları

Yeryüzü çekirdeğinde mevcut bulunan mağma'nın (sıvı eriyik) ısıdan oluşan basınç sebebiyle, yeraltındaki tüneller vasıtasıyla yerüstüne çıması sonucu yanardağ patlamaları oluşmaktadır. Bu tünellerin dünyadaki çıkış noktalarının hemen hepsi bilinmektedir. Tünellerin çıkış noktaları

denizlerin altında da (özellikle Atlas Okyanusu'ndaki sıradağlarda) mevcuttur. Dünya çekirdeğinin sürekli soğuma eğiliminde olması yüzünden birçok volkan (yanardağ) faaliyetini yitirmiş görünsede, her zaman faaliyete geçme ihtimali mevcuttur.

 

Yanardağ Patlamalarına Karşı Alınması Gereken Önlemler

 Yanardağlara yakın bölgelerde yerleşim alanları oluşturulmamalıdır.

 Aktif yanardağların uzağında durulmalıdır.

 

 

9.Yıldırım Düşmesi

Bulutlarda yüklü manyetik enerji kutuplarının çakışması sonucunda yıldırım meydana gelmektedir. Bazan bulutsuz ortamlarda da gene aynı sebebe bağlı olarak yıldırım düştüğü görülmüştür. Yıldırımlar ölüm ve yangınlara  sebebiyet verebilir.

 

Yıldırım Düşmelerine Karşı Alınması Gereken Önlemler

 Yüksek ve dış yüzeyinde metal oranı fazla olan bina ve yapılarda paratoner tertibatı kurulmalıdır.

 Alıcı görevi gören anten ve benzeri aletlerin uç noktalarının iletken olmayan maddelerle izole edilmelidir.

 Yağışlı havalarda, aşırı metal bulunan alanlardan ve ağaçlık alanlardan uzak durulmalıdır.

 Çok fazla yıldırım düştüğü anlarda, mevcut alıcı ve verici aletleri (telsiz, telefon, vs.) kullanılmamalıdır.

 

 

10.Fırtınalar

Fırtınalar bilindiği gibi kuvvetli rüzgarlar sonucunda meydana gelen doğal olaylardır. Yağış ile birlikte esen şiddetli rüzgarlar tufan, kurak ve yağışsız esenler ise tayfun olarak isimlendirilmektedir. Bu kuvvetli rüzgarlar esnasında hortum tabir edilen helezonik girdaplar ve deniz veya göllerde yüksek dalgalar ve taşmalar meydana gelmektedir. Ankara'nın Çubuk ilçesinde 2004 yılında yağışla birlikte etkili olan hortum, bir köyü tamamen yok etmiştir. Evlerin çatıları uçmuş, ağaçlar yerinden sökülmüş, otomobiller evlerin üzerine düşmüştür. Hortumun etkisiyle, bir kamyon yerden 30 metre kadar yükseldikten sonra, tekrar yere çakıldığı gözlenmiştir.

 

Fırtınalara Karşı Alınması Gereken Önlemler

 Genel acil ikaz sistemi oluşturulmalıdır.

 Bloklar halinde ve sağlam monte edilmiş parçalardan oluşan çatılaryapılmalı, konut ve diğer alanlarda kalın cam kullanılmalıdır.

 Sığınak hazırlanmalıdır.

1.DEPREM 

1

2.SEL SU BASKINI

3.TSUNAMİ

4.TOPRAK KAYMASI

5.EREZYON

6.ÇIĞ

 

7.YANGIN

8.YANARDAĞ PATLAMALARI

9.YILDIRIM DÜŞMESİ

10.FIRTINA

3606
0
0
Yorum Yaz
Yandex.Metrica